08 Mayıs, 2009

HİPOTEZ VE GERÇEK

Karşı konulmaz bir merak arzusu ile yeni ve farklı şeyler öğrenmek için gösterilen çaba ile insan hep bir adım ilerde olmak istiyor. Bu düşüncenin arkasında duran neden öğrenme açlığının yanısıra kendini gerçekleştirme, diğer insanlar tarafından kabul görme gibi evrensel ihtiyaçlar olsa gerek..

Gerçek ne ise ona ulaşmak hep bir amaç oldu. Bu noktada gerçek olana ulaşmak için sahip olunan fikirlerin ve uygulanacak yöntemlerin neler olduğu ve gerçek olan her ne ise onunla olan uygunluğu önemli olmalı..

Bir nesneyi anlamlandırabilmek için nereden bakıldığı nasıl bir bakış açısıyla duruş alındığı da istenilen sonucu almayı kolaylaştırabilir.

Karşımızdaki insanın davranışlarını değerlendirirken neyi niye yaptığını anlayabilmek için sahip olduğumuz kalıplaşmış düşüncelerden sıyrılmamız gerekebilir. Gerçeği görebilmek, önceden sahip olduğumuz düşünceleri bir süzgeçten geçirerek ve yeni olan fikirleri de aşama aşama doğruluğunu görerek edinmekle mümkün olabilir.

Alışkanlıklar engelleyici görünümünde olabilir. Her zaman aynı şekilde takınılan bir tutum, anlamaya çalıştığımız her ne ise onu aynı kalıplar içerisinde algılamamızı sağlayabilir.

Dünyanın yuvarlak olduğu hipotezinin doğruluğunun kanıtlanması sonucu aksi yönde bir savda bulunmak imkansızlaşmaktadır. Buna ek olarak çeşitli şekillerde daha doğrusu gözlem ve deney yoluyla kanıtlanması mümkün olmayan durumlar da söz konusu.

Kanıtlanamayan şeyler insanların her birinin farklı düşünce ve fikirler geliştirmelerine neden olmakta. Bu da bazen çatışmaların ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.

İnsan dünya üzerinde varlığını sürdürüyorsa ve hayattan zevk alabiliyorsa onun yararına olan şeyler var demektir. Aynı şekilde yaşam sürdürülürken çeşitli engeller ve zorluklar da yaşamın kendisinde bulunduğundan iyi ve kötü olan doğru ve yanlış olan birbirine zıt olayların varlığı ile yaşamı anlamlandırıyoruz.

Doğru, iyi ve gerçek olanın insanın yararına olan şeyler olduğu mantıksal düşünceye uygunluk gösteriyorsa, insanların amaçları olduğu gibi, yaşamda bir ahenk ve düzen içerisinde olduğu için (her ne kadar düzen konusunda zaman içinde bozulmalar olsada ) yaşamında kendine göre bir amacı olduğu söylenebilir.

Bazen olayları tarafsız bir gözle görmek ve anlamlandırmak ve kemikleşmiş düşüncelerden sıyrılmak, alışkanlıkların yarattığı zinciri kırmak bize göre neyin doğru ve gerçek olması gerektiği hakkında büyük yarar sağlayabilir. Gerçek olan doğruluğu ispatlanan şey ise,ispatlanmamış olanın gerçek olmadığını söyleyebilir miyiz?


S. A.

Hiç yorum yok: