Seviyorum buz gibi buz mavisini, güneşle yansıyan ışığını netleştiremesede… Ilık esiyorsa rüzgar, dalgalandırır düşünceleri, kutuplaşır iklim; sıcak ve soğuk…
Siyah ve beyaz gibi… Hakikat ve yalan, güçlü ve zayıf gibi…
Gökkuşağı anlatır hayatın her halini… Bir görünüp bir kaybolur; geçmiş olur, gelecek olur… Yaşam olur, ölüm olur, sonsuzluk olur… Renkleri cabası…
“Gerçek aşikardır; onu kendine uydurma gafleti yoksa… Rüya değil, hayal değil, aslolan…”
Eğer seviyorsan renkler daha da canlıdır… Sevdiğini biliyorsan, sevdiğini sanıyorsan… İnancın varsa, yaşıyorsan…
Kuşlar gibi kanatların yok; oradan oraya süzülemezsin… Elleri cebinde gezme lüksün de yok; arkanı da görebilmeli gözlerin… Kendine borçlusun; yaşamak için… Gerçekten yaşamak için…
Yollar ıslandığında güneşi özlersin… Güneş belirdiğinde de yağmuru… Ondandır boşuboşuna hüzünlenmek, öldürmek, düzensiz dünyada düzen aramak; düzensizce…
“Hayatın kaynağı kisvesine bürünen her ışığın peşinden gitmek doğru mu? Sadece kendini aydınlatan ışıktan kork; karanlığın yalancı parıltısından…”
Zaman akıp gider; roller, sahneler değişir, zaman yine akıp gider; tarafsızca… Kendinden bile haberi yok; bel bağlansa, nereye kadar?
Bir rota varsa; yürünen yolu aydınlatan, elbette yine karşımıza çıkacak hakikat ve yalan, içimiz güçlü ve zayıf…
S. A.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder