Yolun bitiminden habersiz, uzayıp yok olan gölgeler gibi, nereye varacağını bilmeden,
bilse de farketmiyor gibi görünüyor hayat... En çok istenilen bir hikayede var oluyor.
Duymak istediğin, kendine sormak istediğin sorular artıyor. Gördüğün gerçeklik bir sonraki
olayın nedeni olamayabiliyor. Neden- sonuç ilişkisi yerini " yeni neden "- sonuç ilişkisine
bırakabiliyor zaman zaman. Birey olarak neyi anlamlandırmaya çalışıyorsan, o, başka bir gerçekliğe
dönüşebiliyor.
Örneğin; dünya üzerinde yaşanan olumsuz olayların ve bunların neden olduğu sonuçların nasıl ortadan
kalkacağı hep bir tartışma konusu.. Akıl, bilgi, zeka, kültür, yetenek,içgörü, paylaşım, denge, ahenk hayatı
daha yaşanılır kılan unsurlar. Bunların kendi içinde uyumlu olması da istenilen sonucu almayı kolaylaştırabiliyor.
Çağın gereklerine ayak uyduran kollektif bilincin oluşması ve sürdürülmesi bütün bunlara bir ivme
kazandırabiliyor ancak yeterli olabiliyor mu?
Yeni bir eğitim, yeni bir bakış açısı, evreni yorumlamakta kullanılan donelerin dayanaklarını sorgulamak
gerekebilir.
İnsan tabiatı gereği ölümlüdür deniliyorsa o zaman dönüp doğasına bakabiliriz. Etrafımızda bulunan ve
hayattan zevk almamızı sağlayan, doyum veren şeylerin de varlığını gördükçe, yaşanan olumsuzlukların
neden bunları gölgelediğini merak edebiliriz.
Zıtlıklar anlamayı zorlaştıran şeylerdir bazen.. Çünkü çelişkiler barındırabilir.
Sevdiğin şeylerin sana ait olması ve hayata bir anlam yükleyerek sevdiğin şeylerden keyif almaktan daha güzel
birşey göremiyorum. Hayat kısa diye bir şeylere odaklanıp başka şeylerden kopmaya gerek yok. Şimdi
görülenler iyi bir geleceğin belirtileri de olabilir. Kim bilebilir?
S. A.