29 Şubat, 2012

ARAYIŞ

Etrafında dönerek hep aynı izleri takip eder gibi dünya... Her dönüşte yeni bir


şeyler peşinde olması gereken, kendisi için en iyisini arıyor. Eski olan ya da yeni

gelen, hangisi seni bulunduğun yerde mutlu edecek ? Başka bir alternatif varsa

engel tanımadan varolsun, hiç şaşırtmaz !



Kendine söz verirken bir birey olarak, başkalarına verdiğin sözleri tutuyorsan

sorun yok. O bir yaşam biçimine dönüşüyor. Gerçek olan, bir yolculuk sonucu

varılan saydam bir yer ise, kabul etmen gerekiyor gerçeği istediğini...



Şimdi yeni bir sayfa açıp, sorunsuz bir zamana yelken açacaksan, bildiklerini

unutmak ve yeni bir şeyler öğrenmek zorunlu olabiliyor. Bir şey bilmiyorum

demek bile yer yer doğru oluyor. Yaşamın hakkı verilecekse " bilme" nin sonu

yok. Ölüm denilen yokoluş biçimiyle sonlanacaksa yaşamın düzeni, sonrası var ise

bir adalet anlayışı ile belirlenebilecekse... Ufukta yeni çizgiler oluşup, yeni bir

rüzgarın dokunuşu ile irkileceksen !



Mutluluğun, dostluğun, acının, sevginin, kederin, bencilliğin ve umutlu bir yaşamın

kapıları birkez kapandığında, daha iyisi için bir bekleyiş, serzeniş yeni bir arayış

çalıyor kapıyı... Sessizlik değil aslolan, hiç bitmeyen seslenişler... İnsanın hakettiği,

mutluluğu sonuna kadar yaşayıp, kendini bu yolda biçimlendirmek ise, geç

kalınmamış sadece biraz zamana ihtiyacı olan bir yaşam hakkı olsa gerek.



Kalbinde heyecan, ruhunda sarsıntı, sesinde gizem, beyninde dalgalı düşünceler...

Bu kez etrafında olan biten, duyduğun, okuduğun, izlediğin olaylar değil, yaşadığın,

hissettiğin, içinde sakladığın, dimağında şekillenen sözler, hayaller, renkler, düşünceler

özgürlüğe yaklaştırıyor. Bakış açısı değiştiğinde özüne dönüp, hiçbir şeye şaşırmıyorsun.

Dünya üzerinde yaşanan her tür olumsuzluk belki de zorunlu, adil olmasa da... Çünkü

yok edilemiyor.



Şekillenen, geçmişi hatırlatan, geleceğe atfeden daha da ötesine geçen !... Hep aradığın,

keyiflendiren, kendini sevdiren !... Önemli değil, yerinde saydırmış, eskide yaşatmış,

gelecekte oyalamış. Başka bir alternatif varsa !...


S. A.

ALEVDE KAĞITLAR

Yüksekte en yeni varoluş biçimi hissedilirken, sorduğun sorulara başkalarını


ekliyorsun. Bir gökdelende etrafını seyrederken senin olan şeyler gözlerinin

önünden geçiyor.



En çok istediğin, kalbinde sakladığın sonsuz bir sevgi yine çalıyor kapını...

Bu kez mavi bir rengi çağrıştırıyor, sen rüzgarlara tutunurken...



Şimdi gerekli olan uzun bir sessizlik, görünemeyen ve beklenen bir yaşayış

biçimi... Uzayıp giden belirsiz ve sıcak bir soluk alıp vermek, kendine verdiğin

yeni ödüllerin...



Heyecanla tutuşuyor alevde kağıtlar... Sorgusuz kabulleniyor eski sözleri, ilham

yaratırcasına... Yüreğinde yeni tanımlamalar, sessizce oluşuveriyor anılar...



Geçmiş, gelecek önemli değil, şu an hep yaşanılan... Seni moda sokacak sarsıntılar...

Geldiğin değil, bulunduğun yer önemli olan, güvenip ruhuna yeni bir yaşayışa taşıyan

sınavlar...



Söz verdiğin hep alışkanlığındır sana hatırlatan, acı değil, mutluluk keyfine keyif katan.



Son kez düğümlenir, parçalara ayrılır ve önüne konur. Sen bir bilmeceyi çözercesine

yanaşırsın, bu görmediğin kadar iddialı bir yol olur.



En sevdiğin, seni en çok mutlu eden şey ise mutluluk kalıplarını değiştirdiğinde başka

biri olup, keyfekeder değil gerçek bir enerjiye hayır diyemezsin.



Zor değil aslında, en sevdiğin seni en çok mutlu eden şey ise !


S. A.

HAYAL KURDUĞUNDA

Parlayan, günü aydınlatan bir ışık gibi uzayıp gider bu geniş yol... Sesler uzaklardan gelir,


rüzgar yeni bir iklim getirir. Sarmalayan başka bir dünya, bir kar tanesi gibi göklerde belirir.

Gözünün gördüğü gökleri geçmez çünkü.. Orada bitmesi gerekir.



İnsan, kendine acının kol gezmediği yeni bir sayfa bulur, sevdiği yeni yağmurlar olur.

Algıları yeni bir sabaha açılır, dimağı yeni kelimelere...



Gülümsemek hep vardır kalbinden gelerek, seyehat edercesine geçer, başka başka yerlerden..

" Bu en güzeli işte ! " der " Ben bu hali seviyorum ! " sanki bir yerlerden...



Şimdi sorular sormak gerekmez, bilinir ne olup bitecek. Sezdiğin hep doğru olur, dem vurmaz

bilinmezlerden...



Hayal kurduğunda, hayalinin ölçüsü kadar bir değişiklik olur ancak alınan pay. Büyük düşünce dünyaları

değiştirir belki de kökü ezelden..



Çözülmüyor bu düğüm zaman geçmeden... Hem zamanı durduramıyorsun hem ellerinde olsun

istiyorsun beklediklerin... Zaman yeni bir akışa ket vuruyor. Susmak, konuşmaktan daha önemli oluyor.



Güzel olan her şey sonsuz bir sevgi ile kapıda görünüyor. İster yeni gelen bir yıl ister an ister ölçülemeyecek

bir zaman olsun hakedilende bu oluyor. Her ne kadar zor gibi görünsede, umut ederek yeni bir rengi çağrıştırıyor.

Nasıl olursa olsun !.


S.A.

STRATEJİNİN GÜCÜ

Bir ses, bir düşünce, bir korku, heves, hırs ve incelik... Yeni olan her ne ise bazen güven verici bazen koruyucu


bazen kuşkuya yer bırakarak kendinden uzaklaştırıcı olabiliyor.



Zaman geçtikçe artan, hız kesmeyen ve hiç terketmeyen enformasyonun odağında, öğrenmek, harekete geçmek, sonuçlandırmak,

sorgulamak adeta bir zorunluluk ve yaşamın bir gereği..



Eğer ulaşmak açısından hiçbir şey imkansız değilse, önemli olan, ona, nasıl, hangi yollarla ve hangi birikimlerle sahip olunacağı olsa gerek.



İhtiyaç duyulan, bilgi, bakış açısı, donanım, yaratıcılık, yetenek, tecrübe, değerler gibi şeylerle ilintili ise her şeyi yaratan düşünceye indirgeyebiliriz

beklentilerimizi.



Ne düşünüyorsan o sun cümlesi; olduğun yeri, kim olduğunu, neler yapabileceğini ve hayatını nasıl değiştirebileceğini sağlamanın anahtarını eline

tutuşturuyor ister istemez. Esasında seni mutlu edeni de, zarar vereni de, kızdıranı, etkileyeni de sen belirliyorsun. Bu konularda tüm insanları ortak

bir düşünce ve duyguya itebilecek bir mekanizma yok sanırım. Çünkü herkesin düşünce ve fikirleri kendine özgü. Doğru ve inanılır, gereken ve yararlı

olabilecek şeyler ortak bilinç te yaratıyor ancak özgürlüğün gerektirdiği yaşayış biçimleri, yaşamdaki renkliliği getiriyor.



Kendini tanıma, etrafı ile ilgilenme, güçlü, zayıf yönlerini bilme, amaç ve hedeflerini netleştirme ve izleyeceği yolları yani stratejileri belirleme ile yaşanan ve

üstesinden gelinmekte zorlanılan şeylerle mücadele edilebiliyor.



Karşınızdaki insanın fikrini değiştirmek ister misiniz? Bu çok kolay değil. Aynı noktaya dönülebiliyor. Kendini tanıma, başkalarını tanıma, biraz derinlik ve ortamı

anlamlandırma.



İstediklerini elde etmek, yaşam kalitesini yükseltmek, etkilemek ve çarpıcı olmak... Zihinden geçen bunlar ise bir gelişim, ayırtedici bir özellik, deneyimin

varlığı ve odak noktalarının değişiminin gerçekleşmesi gerekebiliyor. Yeteneğin, becerinin, ortaya koyulan eylemlerin çeşitliliği, rekabet alanlarını da belirleyebiliyor.



Bir mağazanın önünden geçerken, gözünüz bir şeye takıldığında " ben bunu almalıyım" ! derken çoğu şey devreye giriyor. Düşünce, fikir, nasıl algılanmak istendiği,

modaya yani bir nevi çevreye uyum, inanç ve değerlerle örtüşmesi, elinizdeki kaynak yani paranın varlığı, kendini iyi hissetmek, mutlu olmak, ihtiyaçların karşılanması

ya da ihtiyaç söz konusu olmadan sadece istemek, onaylanma arzusu vb. Sonuçta size uyuyorsa alıyorsunuz..



Başka istekler ve amaçlar da, iş yaşamı, özel yaşam ya da her ne ile ilgili ise hep var ve ulaşılabilir.



Çağa ayak uydurarak, sürekli gelişerek, özgürlüğün tadını çıkarmak için, güç, saygınlık ve başarıyı sağlamak adına, zor diye geri çekilince, yerinde saymak ya da

geriye gitmek mümkün olabiliyor. Gereken manevi güç ya da maddi imkanlar ise, bunların stratejiye etkileri yadsınamıyor.



Tanıdığınız birinin neleri istediği, amaçlarına ulaşmak için hangi yolları izlediği ve kararlar aldığına bakarak, onun kişiliği, bakış açısı, kültürel durumu ve dünya görüşü ile ilgili

önemli ipuçları alınabilir. Böyle olunca, o kişinin, hayatınızda nasıl bir rolü ve etkisi olabileceği önceden anlaşılabiliyor ve belirlenebiliyor.



" Ben bunun böyle olacağını biliyordum" ! diye dir düşünce çoğumuzun aklından geçmiştir. Bu da önceden dikkatimizi çeken olaylar arasındaki bağıntılarla oluşabiliyor.

Gerçekten de bunları düşünmek bir adım önde olmayı sağlıyor.



Önceden ne yapacağını bilmek ve yanılmamak çok güzel bir şey olmalı. Zor da değil esasında. Pozitif düşünce, doğru stratejiler, eylem ve sonuç.



Eğer güç ise ihtiyaç duyulan, mutlaka herkes için var olan bir güç kaynağı olmalı. Yaşamda bir iz bırakmak gerekiyor ise...


S.A.

AYNI NOKTA

Beklediğin şey belki de hep yanındadır. Sen onu görememiş, varlığını hissedememiş, geçmişin


verdiği doyumsuzlukla yok saymış olabilirsin. Görünenler yaşananlar değildir aslen. Görebildiğimiz

şeylerin ötesinde, arkasında, berisinde neler vardır bilinmez... Kalpsiz, riyakar, cimri davranışları da

körükleyenler bunlar olsa gerek.



Kendini tanımlarken özeleştiriden uzak olmak, bulunduğun yerin gerektirdiği tahminleri oluşturmaktan

caymak, boş amaçlar içerisinde debelenmeyi getiriyor. Amaçlarıma ulaşabilecek miyim acaba diye

düşünüp gidişatı frenlemek, esasında, ellerinden kayıp giden inancı yok etmekten öteye gidemiyor.



Yaşamda arzulanan iyi yaşamak ve onun hakkını vermekten daha kapsamlı bir alana yöneliyor. İnsan olmak

gerçeğinden daha da önemlisi; ruhsal enerjinin kaynağına, acı veren, olumsuz duygularla oluşan girift, can

sıkıcı alandan, çözülmüş ve rahatlatan, sınırlayıcı etkileri az olan bir duruma geliyor.



Bütün bunları sağlamak için birçok yöntem olsa da, en iyi, en sağlıklı, en başarılı ve en arzulanan hayatı

 yaşayabilmek için gereken ortak özellikleri görebiliriz.



Güven verici, zihin kapasitesini olabilecek en iyi seviyede değerlendiren, korkularını en az seviyeye indiren,

 güç veren, ümidi koruyan ve gelecekle ilgili pozitif düşünceler oluşturabilen, olaylara karşı bakış açılarını

 yenileyen ve en uygun yeni kişilik özelliklerini yapılandıran bir süreç, yaşamı sürdürmek ve gerektiğinde

 yapılacak ince ayarlarla istenilen hale dönüştürmek.



Hep aynı noktaya döndüm. Manevi yönü yüksek, koruyan ve şeffaflaştıran bir mod a kapıldım. Belki daha

 basit yaşamak ihtiyaç duyulan, objektif ve olaylara dışarıdan bakmak..



Kendini ve hayatı sevmek değil gibi asıl sorun, olabilecek en üst düzeyde varlığını ortaya koymak. Bir sır gibi

 değil, her an ve henüz görülemeyecek gelecekte yine olması gerektiği gibi hayatına devam etmek. Yok oluş

 hiç korkutucu değil bu yüzden,  bir başlangıcın küçük bir nedeni sadece. Bir bitki solduğunda su ile

 canlanıyor, gerekli olan yaşamın gidişatında kendine düşeni yapmak olmalı.

Sanırım hepsi bu...


S.A.

BİR GÜN YAKLAŞIRKEN

Hesapsız, şekilci ve umursamaz bir tavırla yarının getireceklerini bekliyor gibi kimi insanlar...


Sorular sormak, cevabı alınsın ya da alınmasın elzem değil sanki..



Yollar tutturulmuş, herkesin yönü farklı. Aynı yoldan gidenler arasında da ayrılıklar var. Hepsi bir

yere çıksa da, istenilenler ve sonuçlar birbirinden farklı. Nereden bakıyorsan bir konuya o şekilde

konumlandırıyorsun ister istemez..



Hiç, bir şeyden korkmak onu elde etmek için itici bir güç olabilir mi? Belki de harekete geçiren bazen de

böyle bir duygu olmalı... Ne kadar fedakarlık edilirse, o kadar büyür sahip olunan..



Yeni bir gün yaklaşırken, hiç kullanılmamış, onu nasıl biçimlendireceksen, kendinden bir parça gibi, gerçek

bir mutluluk, anlamlı bir hikayeye dönüşebiliyor. Ona katılanlar, hiç bir başkasının katacağı değerlere benzemiyor.

İnsanın özel olması da böyle oluyor gibi, bugününü ve yarınını şekillendiriyor, ona tayin edilmişcesine..



Kabul gören, gerçeğe uyan, merak duygusu ile her öğrendiğinde heyecan veren, bilinçlenme seviyesini artıran

olgular hayatı daha da yaşanılır kılabiliyor. Dün öğrenilenler bugün bazen geçersiz olabilse de, değişmeyen

şeyler de var.



Dünyada sorun olarak görülen şeylerin, bilinçlenerek, mantıksal, etik, doğru olan ve evrensel doğruluğa uyum

 sağlayacak biçimde irdelenmesi ve çözüme ulaştırılması akla yakın görünüyor. Evrensel doğruluk olarak

bahsedilen; gerçekliği tartışma götürmeyen ve her halükarda insanların yararına olan şeyler olabilir. Bütün

 bunlar kişiden kişiye farklılık gösterse de zaman  içerisinde fikirler ve bilgiler de değişim gösterebilir.



Amaca ister kısa ister uzun yoldan ulaşılır olunsun hep başka şeyler gün yüzüne çıkacak, yeni istekler

 oluşmaya devam edecek.

Mutluluk bir hedef değil bir yolculuk biçimiyse, bunun her daim sürmesini beklemez misiniz?


S. A.

UZAYIP YOK OLAN GÖLGELER GİBİ

Yolun bitiminden habersiz, uzayıp yok olan gölgeler gibi, nereye varacağını bilmeden,


bilse de farketmiyor gibi görünüyor hayat... En çok istenilen bir hikayede var oluyor.



Duymak istediğin, kendine sormak istediğin sorular artıyor. Gördüğün gerçeklik bir sonraki

olayın nedeni olamayabiliyor. Neden- sonuç ilişkisi yerini " yeni neden "- sonuç ilişkisine

bırakabiliyor zaman zaman. Birey olarak neyi anlamlandırmaya çalışıyorsan, o, başka bir gerçekliğe

dönüşebiliyor.



Örneğin; dünya üzerinde yaşanan olumsuz olayların ve bunların neden olduğu sonuçların nasıl ortadan

kalkacağı hep bir tartışma konusu.. Akıl, bilgi, zeka, kültür, yetenek,içgörü, paylaşım, denge, ahenk hayatı

daha yaşanılır kılan unsurlar. Bunların kendi içinde uyumlu olması da istenilen sonucu almayı kolaylaştırabiliyor.



Çağın gereklerine ayak uyduran kollektif bilincin oluşması ve sürdürülmesi bütün bunlara bir ivme

 kazandırabiliyor ancak yeterli olabiliyor mu?



Yeni bir eğitim, yeni bir bakış açısı, evreni yorumlamakta kullanılan donelerin dayanaklarını sorgulamak

 gerekebilir.



İnsan tabiatı gereği ölümlüdür deniliyorsa o zaman dönüp doğasına bakabiliriz. Etrafımızda bulunan ve

 hayattan zevk almamızı sağlayan, doyum veren şeylerin de varlığını gördükçe, yaşanan olumsuzlukların

neden bunları gölgelediğini merak edebiliriz.



Zıtlıklar anlamayı zorlaştıran şeylerdir bazen.. Çünkü çelişkiler barındırabilir.



Sevdiğin şeylerin sana ait olması ve hayata bir anlam yükleyerek sevdiğin şeylerden keyif almaktan daha güzel

birşey göremiyorum. Hayat kısa diye bir şeylere odaklanıp başka şeylerden kopmaya gerek yok. Şimdi

görülenler iyi bir geleceğin belirtileri de olabilir. Kim bilebilir?


S. A.

EN YENİ FARK

Önünden geçip giden ve gözlerini ona diktiğinde daha da uzaklaşan,

umursamadığında da sana gelen bir fırsat gibidir fark.

Çoğu insan farklı olmak ister belki de istemez. Sonuçtaki kazanımlarının

neler olabileceğini düşünebilir ve buna değip değmeyeceğini de...

Heyecan veren sonra da terkedip giden, sokaklarda kendi kendine dövünen,

korkusuzca yeni tatları isteyen ve bunu da fark olarak niteleyen cesur bir tavırdır

kendini ispat etmek. Benim için en doğrusu oyalandığım, şu anki durumumdan daha

farklı bir boyuta taşıyacak düşünce ve eylemdir denilebilir.

Farkı yaratmanın etiği var mıdır acaba? Doğrusu yanlışı ? İyisi kötüsü? Vicdan azabı

çekmediğim her davranış beni bağlar mı denilmeli ?

Dünyada insan sayısı kadar şeçim kapasitesi var. Sınırsız istekler, sınırsız eğilimler var.

Gerçeği görmek isteyen ya da türlü nedenlerle gerçekleri bireysel bakış açısı ile kendine

indirgemeye çalışan zihniyetler var. Dünyadaki etkileyici mozaiği bunlar oluşturuyor olsa

gerek.

Önder olmak, öncü olmak, yaşamda iz bırakmak... Hevesle yeni farklar yaratmak...

Bunu sağlamak, getirileriyle, başka bir düzen, başka bir düşünüş biçimi, bir eylemler

zinciriyle ortaya çıkıyor.

Geçmiş zamanlarda, insanları birbirinden ayıran özellikler toplumdan topluma, kültürden

kültüre hatta insan insana değişiyordu, tıpkı şimdi olduğu gibi.. Daha mikro düzeyde ele

alacak olursak, özellikle kişisel özelliklerin varoluşunda geçmiş, şu an ve gelecek hep farklılıkların

oluşmasında aktif rol oynuyor.

Örneğin; sevilen bir yemek, gezmekten keyif alınan bir yer, heyecan veren şeyler, tartışılan, fikir

alışverişi yapılan insanlar, okunulan kitaplar vs. değişebiliyor. Bütün bunların değişmesi de yeni

ve ayrıcalıklı farkların ortaya çıkmasını sağlıyor.

Eğer sizi üzen şeyler varsa belki bunun ötesinde yeni istekler ve yeni beklentiler var. Mutlu ve keyifiyseniz,

halinden memnun ve çoğunlukla dingin bir ruh hali var.



Fark yaratan her ne ise; kendi zamanına göre değerlendiriliyorsa sonrasında hangi hale bürünebilir

bilinmez. Belki daha da çığrından çıkıp, insanların zihninde kök salacak ya da yok olup gidecek,

anılmayacak. En yeni fark çoğu kez tercih edilir olacak. Çünkü zaman akıp geçiyor ve fark yaratmaya

devam ediyor !!


S. A.